En Mutlu An


 Fakültede hasta bekleme alanlarında oturmuş, mesai saatinin bitmesini daha doğrusu abimi bekliyordum. Birkaç sıra şeklinde dizilmiş koltukların birçoğu boştu. Ben en arka sırada pencerenin yanındaydım ve elimde Muhayyile dergisi vardı. Bir an başımı kaldırınca önümde tek başına oturmuş olan küçük kızın beni izlediğini fark ettim. Başımı kaldırıp ona bakınca utangaç bir şekilde gülümsedi. “Canım sıkılıyor artık.” dedi.  Elimdeki dergiyi kapatıp bende ona gülümsedim. 

Elinde bir kitap vardı ve bende onu göstererek “Kitabını okumakta sıkıcı mı?” diye sordum.

“Sabahtan beri buradayız, iki defa bitirdim bu kitabı zaten önceden de öğretmenimiz okutmuştu.” dedi. Sonrasında da biraz kitaptan, biraz okuldan konuştuk. Bir kez konuşmaya başlayınca uzun bir süre susmuyor ve ardı ardına sıralıyordu cümlelerini. Sonra çok konuştuğunu fark edince susuyor ve benim konuşmamı bekliyordu. Bende ona soru soruyor ve onu konuşturuyordum. Annesiyle randevu günlerinde hep o geliyormuş hastaneye. Ortama alıştığı için koridorda tek beklemek kendisini rahatsız eden bir durum değildi. 

Yine çok konuştuğunu fark edince utanıp sustuğu bir anda “Sana biraz farklı bir soru sorabilir miyim?” dedim. Heyecanlı bir şekilde başını sallayarak sorumu bekledi. “En mutlu anını benimle paylaşır mısın?”.

Böyle bir soru beklemiyor olacaktı ki şaşkın bir şekilde baktı bana. Şaşkınlığını bırakıp gülümseyince bir şeyler aramaya koyuldu zihninde. Ayaklarını koltuktan aşağı sallıyor, gözleriyle arkamdaki kabartmalı tablonun detaylarına bakıyor ve elleriyle de saçlarını karıştırıyordu. Kıkırdayarak “Bulamıyorum.” dedi. 

“Hayatının her hangi bir alanında ki en küçüğünden büyüğüne bir şey olabilir.” diyerek ona yardımcı olmaya çalıştım. Kaşlarını çatarak biraz daha derin düşünmeye başladı sanki. Kafasını olumsuz bir şekilde iki yana sallayınca “Adını öğrenebilir miyim?” diye sordum.

Bu diğer sorudan çok daha kolay gelmiş olacak ki, hızlıca “Gülsüm.” dedi. Ardından da benim adımı sordu ve kısaca tanışmış olduk. “Ben çok mutlu biriyim ama hangisini sana söyleyeceğimi bulamıyorum, biraz yardımcı olsan.” dedi yorulmuş bir şekilde.

“Kaç yaşındasın Gülsüm?” diye sorduğumda; iki elini bana gösterip sol elinin serçe parmağını kapattı. “Bende on yedi” dediğimde bir an parmaklarına baktı ve sığmadığını fark edince iki elini birden salladı. Bu haline hafifçe gülümseyip “Üçüncü sınıftasın öyle değil mi?” diye sordum.

Hızlıca başını sallayıp beni onayladı. Sonra da “Buldum” diye yüksek sesle sevindi. Diğer koltuklarda oturan diğer insanlar bize bakınca biraz utanarak yerinde büzüldü ve sessiz bir şekilde “Okula ilk başladığım gün.” dedi. “Okulu çok seviyorum hatta yanımda kitapta var ya, annemi beklerken onu okuyorum.” dedikten sonra az evvel yanına indirdiği Bir Köy Çocuğu adlı kitabı çıkarıp bana gösterdi. Sonra da önüne dönüp kitabını açtı ve kıvırmış olduğu sayfadan başlayarak kitabı okumaya devam etti… 

21.11.2019