to her - VII
Sana bir genç kadını anlatmak istiyorum. O genç kadın şu an çok mutlu. Yıllardır ruhunu kilitli bir kafese koymuş ve kendi kalbinde saklıyormuş. Hayatta güzelliğe dair ne varsa unutmuş. Bazen umut kelimesi aklına yahut kaleminin ucuna gelse de hemen karalıyormuş üstünü. Çünkü büyük bir vicdan azabı yüklenmiş omzuna. Ne zaman mutlu bir an yaşayacak olsa o vicdan azabı şimşek gibi çakıyormuş zihninde. Ne zaman kötü bir şeyler yaşasa, yine o vicdan azabı çıkıyormuş karşısına; işte yaptıklarının bedeli diye. Kendisinden sır gibi saklanan o müjdeyi fark etmiş. Acısını paylaştığı kadınlar varmış, heyecanını onlara anlatmış. Ben artık o yükü taşımayacağım, o yükü hiç taşımamam gerektiğini öğrendim demiş. O yükü kim yüklemişti? Annesi mi, çevresi mi, el alem mi, yoksa kendi sesini bastıran o iç ses mi- bilmiyorum ama onlardan biri olmalı. Kime hesap sorması gerekiyordu? Bunun bir önemi yokmuş! O genç kadın bugün uzun zaman sonra kendi sesine kulak...
.jpg)



.jpg)