En Mutlu An
Otobüsün içi her sabah olduğu gibi sessizdi. Çünkü bu otobüs mesai saatleri dışında pek kullanılmıyordu. Elimdeki kitabı okurken duyduğum tek ses yanımda oturan ablanın hızlı nefes alışverişleri ve oflamalarıydı. Ara sıra başımı kitaptan kaldırıp ona bakıyordum fakat o sadece dışarıyı izliyordu ve beni fark etmemişti bile. En sonunda içindeki tüm havayı boşaltırcasına nefes verdiğinde konuşma kararı aldım ve “Affedersiniz, bir soru sorabilir miyim?” dedim. Bana döndü ve baygın gözleriyle beni onayladı. “Hayatınızın en mutlu anını öğrenebilir miyim?” diye sordum.
Bir an donuk ve baygın bakışlarını sürdürdü ama sonra yorgun yüzüne bir tebessüm dokundu. “Hayatımın en mutlu anı… Bilemedim ki şimdi… Hüzün hayatımda çok var ama…”
Sözünü bitirmesine izin vermeden, “Hüzün ile alakalı bir cevap istemiyorum. Şu an sadece hayatınızın en mutlu anı olabilecek anları düşünmenizi ve en en mutlu olduğunuz anı paylaşmanızı istiyorum. Tabi özel değilse… Eğer bana anlatmak istemezseniz, kendinize hatırlatın lütfen” dedim.
Ben konuşurken yüzündeki tebessüm genişliyordu. Galiba o an ki amacımı anlamıştı. Gözlerini ıraklara yatırdı. Düşünüyordu… Gözaltları morarmış ve gözleri çukura batmış gibiydi. Çok yaşlı değil en fazla kırk yaşlarında olmasına rağmen gerçekten çok çökmüştü. Ben karşımdaki kadının hayatında neler yaşamış olabileceğini tahmin ederken, o “ Senin yaşlarında bir kızım var. O doğduğu zaman onu kollarıma aldığımda çok mutluydum. Birde geçenlerde eşim eve geldiğinde elinde bir kutu vardı ve bana verdi. Bana kolye almıştı. Yirmi yıllık evliyim ve ilk defa böyle bir şey yaptı. O an gerçekten çok mutluydum… Önemli olan bana kolye almış olması değil, beni düşünüp hediye almaya karar vermesiydi. Aslında şu sıralar eşim yirmi yıldır görmediğim kadar düşünceli.” dedi ve hafifçe güldü. “Ben sigara içerim, biliyorum doğru ve sağlıklı değil ama olmuyor işte.” deyip omuz silkti. Onun karışık cümlelerini anlamaya çalıştığımı bakışlarımdan fark etmiş olmalıydı. “Genç yaşta kansere yakalandım. Çok zor olsa da atlattım. Aylarca yatakta yatıp ayağa kalkamıyordum, gerçekten çok kötüydü. Ve sigara bana iyi geliyordu. O zamandan bu zamana kullanıyorum işte. Eşim ve kızımda içmemi onaylamaz ama artık ses etmiyor ikisi de. Hatta geçen gün sigaram az kalmıştı ve akşamında da eşim elinde sigara paketiyle gelmişti. Yani onun ben söylemeden, beni düşünüp ihtiyacımı gidermesi ve yanlışımı yüzüme vurmak yerine beni böyle kabullenmesi gerçekten çok güzel…”dedi. Sonra bana otobüsün içinde gözlerini dolaştırdı ve bana döndü. “En mutlu an sorusu için tatmin edici bir cevap oldu mu bilmiyorum ama sevdiklerim tarafından önemsenmek mutluluk veriyor bana.” derken gözlerin içi parlıyordu. Az evvel yorgun bakan gözlerin şimdi parlıyor olması da bana mutluluk vermişti.
Ne yazık ki o abla ile daha fazla konuşamadım, çünkü dersim vardı ve yetişmem gerekiyordu. Ki zaten daha fazla konuşabilmek adına kendi durağımı kaçırmış ve bir kaç durak geç inmiştim.
12.2019
