Farha - Darin J. Sallam



Son günlerde gündemimiz hep bi çalkantılı. Çok hızlı ve bir o kadar yavaş ilerliyor her şey. Haberlere yetişmeye çalıştığım zamanları geride bıraktım. Çoğu zaman umursamıyorum dahi. Ancak elinde akıllı telefon olan pek çoğumuz gibi bende bir şekilde “Filistin’i Gündeminden Düşürme!” gibi bir ikazla karşılaşıyorum sıkça. Ve bence de diğerleri olarak son yetmiş yıldır unuttuğumuz gibi yine unutmamalıyız Filistin’i! Hiç yoksa -ki elden bir şey gelmez lafının bir bahaneden ibaret olduğuna inanıyorum- gündemimizden (kalpten de olsa ettiğimiz duadan) eksik tutmamalıyız! En azından bu kadarını borçluyuz bence…

Bu gece bir film izledim. Adı Farha!


Yeşili olan bir köyü uzaktan izleyerek başlıyoruz filme. Sağ alt köşede Arap harfleriyle Filistin’de - 1948 yazısı belirince filme dair bir fikri olmayanlar dahi filmin sonunda köyün bu manzarasından eser kalmayacağını tahmin etmiştir, diye düşünüyorum. Ardından gençlik çağlarında bir kaç kızı köydeki nehrin başında gülüşürken görüyoruz. Ve Farha, kitabını dikkatle okurken tanıştırıyor kendisini bizlerle. 14 yaşında okumak için şehre gitmek isteyen Filistinli bir kızın öyküsü bu aslında. Ancak tarihi 1948 olan film, bir kız çocuğunun eğitim mücadelesinden çok daha fazlasını konu alıyor haliyle. Filmin ilk bölümünde Farha’nın, eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği için verdiği o küçük çaplı mücadelesini izliyoruz, ta ki babasının verdiği müjde ile evin avlusunda yüksek br yere çıkıp zılgıtlarla mutuluğunu duyururken, kapının çalma anına kadar. Gelişen olayların ardından, Farha’nın kilitli kaldığı kilerdeki kapı deliğinden seyrettiği dünyaya seyirci oluyoruz. Farha'nın evini kasıp kavuran olaylara şahit olurken hem sakin kalıp hemde saklanmaya devam etme zorundalığı anlatılıyor. Son ana kadar Farha ile birlikteyiz film boyunca ve Farha yapayalnız.

Bir eleştirmen film hakkında ‘belki türü korku filmi değil ama korkunun ta kendisi.’ diye çok net açıklamış hikayeyi. Farha, 1948’te Filistin’de yaşanan büyük katliam Nakba’yı anlamamız için küçük kapı deliğinden bakmanın dahi yeterli olduğunu anlatan, iz bırakıcı bir eser.



Çay hazırlanırken ve fener yakılırken gördüğümüz kibrit kutusunun üstündeki resmin hikayesine kadar anlatmak istediğim pek çok detay var film hakkında. Ancak bir kaç günü cümleleri toparlamakla geçirip, kendi yorumumla zihinleri yormak istemediğim ve bir an evvel izlenilmesini tavsiye etmek istediğim için kısaca bahsetmeyi tercih ettim.


Yaşanılan soykırımları unutmadan ve masumların zarar görmediği günlerimiz, yıllarımız olsun.