to her - VII


A person with a flower in her hair

AI-generated content may be incorrect.

 

Sana bir genç kadını anlatmak istiyorum. O genç kadın şu an çok mutlu.

 Yıllardır ruhunu kilitli bir kafese koymuş ve kendi kalbinde saklıyormuş. Hayatta güzelliğe dair ne varsa unutmuş. Bazen umut kelimesi aklına yahut kaleminin ucuna gelse de hemen karalıyormuş üstünü. Çünkü büyük bir vicdan azabı yüklenmiş omzuna. Ne zaman mutlu bir an yaşayacak olsa o vicdan azabı şimşek gibi çakıyormuş zihninde. Ne zaman kötü bir şeyler yaşasa, yine o vicdan azabı çıkıyormuş karşısına; işte yaptıklarının bedeli diye.  

Kendisinden sır gibi saklanan o müjdeyi fark etmiş. Acısını paylaştığı kadınlar varmış, heyecanını onlara anlatmış. Ben artık o yükü taşımayacağım, o yükü hiç taşımamam gerektiğini öğrendim demiş. 

O yükü kim yüklemişti? Annesi mi, çevresi mi, el alem mi, yoksa kendi sesini bastıran o iç ses mi- bilmiyorum ama onlardan biri olmalı. Kime hesap sorması gerekiyordu? Bunun bir önemi yokmuş! 

 O genç kadın bugün uzun zaman sonra kendi sesine kulak verdi. Üç ya da dört yıl diyor. Kendisi de bilmiyor. Ama genç bir kadın için üç yıl yahut dört yıl fazlasıyla uzun zaten. Bunu benden iyi biliyorsun.

Ve ben bu özgürlük karşısında o kadar mutlu oldum ki… Bir kadının özgürlüğü… Bir kadının ruhunu özgür bırakması… Bunu balkona çıkıp tüm şehre haykırasım var. Halbuki yüksek sesle konuşmak dahi benim huyum değildir. Ama işte bugün, şimdi bağırasım var. 

 "Zorla vicdan azabı yükletilen o genç kadın vardı ya, bugün o özgürlüğünü ilan etti. Bugün ondan saklanılan, o müjdeyi kendisi fark etti. Şans, kader, tesadüf ya da tevafuk gösterdi ona… Ama o artık özgür," diyesim var. "En önemlisi, o artık umut kelimesinden korkmuyor!"

Biliyorsun ki, bir kadın için özgürlük kolay değildir. Bir kadının özgürlüğü için mücadele etmesi gerekir her daim. Ne zaman ruhu özgür bir kadın görülse hemen kafese tıkılır. Sen bunu benden iyi bilirsin; kendi odanda, kendi dalgalarında, kendi fenerinde yazmışsındır. Ve bugün o genç kadının özgürlüğünü sana saatlerce anlatasım var. Hoş, günler boyu anlatsam da yetmez, öyle bir heyecan var ruhumda. 

Bu müjdeyi senden de öte başka genç kadınlara da anlattım. Acısını biliyorlardı. Mutluluğunu da bilsinler istedim. Omuzlarının üzerine bırakılan yükten arındığını görsünler istedim. Çünkü biz kadınlar, birbirimize bağlıyız bence. Birinin kadın olarak çektiği acıyı bir diğerimiz hissediyoruz galiba. Bilim buna ne der bilmiyorum, ancak buna tüm kalbimle inanıyorum. Sen peki, sende hissediyor musun bu mutluluğu?